Şefinizden sürekli azar işitiyor, işinizi yaparken dikkatiniz dağılıyor ve hata mı yapıyorsunuz? Yoksa iş arkadaşlarınızın tavırlarında bir farklılık mı var? Nedensiz yere başınız da sık sık ağrır olduysa mobbing kurbanı olmanız muhtemel…
Şu anki işyerinizde 6 aydan fazla çalışıyor ve bazı sıkıntılar yaşıyorsanız size birkaç soru…
• İşinizi yaparken bir türlü dikkatinizi toplayamıyor musunuz?
• Amiriniz tarafından uzmanlık alanınıza girmeyen işler veriliyor mu?
• Tüm önerileriniz reddedilir hale geldi mi?
• Vücudunuzda kaşıntı, kızarma ve pullanmalar meydana geliyor mu?
• Başınız sık sık ağrıyor mu?
• İçsel bir sıkıntı ya da depresyon hali hissediyor musunuz?
• İşe geliş gidiş saatleriniz, telefon konuşmalarınız, çay kahve molalarınız kontrol
altın da tutuluyor mu?
• Yoksa işle ilgili önemli gelişmelerden bihaber misiniz?
Bu sorulara “Evet” yanıtını veriyorsanız, teşhisi koyuyoruz: Ne yazık ki mobbing’ kurbanısınız…
İşin Türkçesi. ‘işyerinde psikolojik taciz e uğruyorsunuz. Çalışma hayatının başladığı ilk günlerden bu yana var olan, ancak iş dünyası literatürüne kavramsal olarak 20 yıl önce giren mobbing. hem çalışanlar hem de firmalar için büyük bir tehdit ve kayıp… Peki. kimler işyerinde mobbing’e uğruyor, mobbing’i uygulayan ‘zorbalar’ kimler, işyerinde psikolojik taciz yaşamamak için neler yapmak gerekiyor? Mobbing mağduru olanlar nasıl bir yol izlemeli, bu alanda Türkiye’de hukuki bir düzenleme var mı? İşte cevaplan…
“TÜRKÇESİ ‘YILDIRKAÇIR’ OLMALI”
Latince ‘kararsız kalabalık’ anlamına gelen mobile vulgus’ sözcüklerinden türeyen ‘mob’. İngilizce ‘de kanun dışı şiddet uygulayan düzensiz kalabalık veya çete demek. Mob’un eylem biçimi olan mobbing ise psikolojik şiddet, kuşatma, taciz anlamına geliyor. Bu kavram ilk kez yuvalarını korumak için saldırganın etrafında uçan kuşların davranışlarını betimlemek amacıyla 19’uncu yüzyılda İngiliz biyologlar tarafından kullanılmış. İsveç’te yaşayan Alman asıllı çalışma psikoloğu Heinz Leymann ise bu kavramı 1980’li yılların başında iş dünyası için uyarlamış. Leymann çalışanlar arasında benzer tipte uzun dönemli düşmanca ve saldırgan davranışlar biçimine ‘mobbing’ adını vermiş, bu da tüm dünya tarafından kabul görmüş. Leymann’ın mobbing için yaptığı tanım ise şöyle Bir veya birkaç kişi tarafından, bir diğer kişiye yönelik sistematik bir biçimde, düşmanca ve ahlak dışı bir iletişim yönetilmesi şeklinde ortaya çıkan psikolojik terör… Nedeni de düşünce ve inanç ayrılığından kıskançlık ve cinsiyet ayrımına kadar çeşitli olabilir. Türkiye’de de son günlerde yüksek sesle konuşuluyor artık mobbing. Uzun yıllardır bu alanda araştırmalar yürüten ve iki kitap yayımlayan çalışma psikoloğu Prof. Dr. Pınar Tınaz, öncelikle bu kavramı Türkçeleştirmek gerektiğini belirtiyor: “Benim kullandığım sözcük yıldırkaçır’. Uygulanan eylem taciz ve yıldırmak, çalışanı canından bezdirmek, amaç da kaçırmak. Durumu en iyi karşılayan sözcük de bu. İlerleyen dönemlerde mobbing’in yasal düzenlemelere ‘yıldırkaçır’ olarak girmesini temenni ediyorum.” (2011 yılında ilgili kanun çıkarıldı)
6 AYDIR SÜRÜYOR MU? Prof. Dr. Pınar Tınaz, bir olguya mobbing diyebilmenin ön şartının işyerinde gerçekleşmesi olduğunu belirtiyor. Uygulayanlara ‘zorba ve ahlaksız’, mağdur olanlara da kurban dendiğini söylüyor. Amirlerin çalışanlara, eşit düzeydeki çalışanların birbirlerine ya da çalışanların amirlerine, kurumun herhangi bir çalışana uygulayabileceği mobbing’in kriterlerinden biri de en az 6 aydır süregelmesi. Pınar Tınaz. “Bu kriter bazı hukukçulara uzun gibi gelebilir. Ancak bu öyle bir süreç ki; insan başında ne olduğunu anlayamayabiliyor, yapılanları üstüne alınmıyor. Dolayısıyla kötü davranışların sistematik olarak tekrarlanması şartı gerekiyor Burada ince bir nokta da var. Bir çalışana bir kez kötü davranıldığında bu mobbing anlamına gelmez. Amir stresli bir gününde bir kereye mahsus olmak üzere sinirlenip çalışana kötü davranmış onu azarlamış olabilir. Ya da bu çalışanın bir paranoyası da olabilir. Ayda 3-4 kez bu davranışlar tekrarlanmıyorsa bu mobbing değildir. Bir diğer parametre de zalim niyet. Çalışana karşı acımasız, yok edici bir niyetin olması gerekiyor” diyor.
BAŞARISIZLARIN TAKTİĞİ Mobbing’in pek çok nedeni ve çeşidinin olduğunu belirten Prof. Dr. Tınaz, başarılı ve farklı olmanın büyük bir etken olduğunu dile getiriyor. Evlilerin çoğunlukta olduğu bir ofiste bekâr olmak, erkeklerin ağırlıkta olduğu ortamda kadın olmak (ya da tam tersi), kültür farklılığı, değişik giyim tarzı, başarılarıyla ön plana çıkma gibi… Tınaz, zorbaların da bu özellikler karşısında çalışanlara şu davranışları uygulayabileceğini söylüyor: “Haksız eleştiri, kişiyi yok saymak, dışlamak, sosyal toplantılara çağırmamak, odaya girdiğinde konuyu değiştirmek, hiç konuşmamak, görmezden gelmek, masasının üstünden herhangi bir aracını yok etmek, kılık kıyafetiyle alay etmek, işle ilgili tüm önerilerini reddetmek, maaşını düşürmek, işe geliş gidiş saatlerini kontrol etmek, telefonla konuşmasını yasaklamak…”
Mobbing, aşama aşama gerçekleştiği için kurbanların dikkatli olması gerekiyor. Çünkü ilk etapta gizli bir niyetle ortaya çıktığından, kişi bunu hissedemeyebiliyor. Bir sonraki evrede ise çalışanda mide rahatsızlığı, kaşıntı, uykusuzluk, kas ağrıları, dikkatini işe yoğunlaştıramama hata yapmaya başlama gibi sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Ancak kimi çalışanlar bu sorunları işle bağdaştıramıyor ve mobbing’e uğradığının farkına bile varmıyor.
Mobbing uygulayan zorbaların belirgin özellikleri ise iş ya da özel hayatlarında kaybetmiş kişiler olmaları. “Başarısız, kompleksli zorbalar işyerinde kaliteyi, başarıyı gördüklerinde kendi yetenekleriyle savaşmak yerine o kişiyi mahvetme yoluna giriyorlar. Zorba kişi amirse, altında çalışana suçlamalarda bulunarak mobbing uygular. Bir de megalomanlar, eleştirenler, her şeyin kendisinin hak ettiğini düşünenler de var. Kendi düşüncelerini kurumsal norm olarak ileri sürer ancak kendisi hiçbir norma uymaz” diyor Prof. Dr. Tınaz. Mobbing sürecinde izleyici grup da bulunuyor. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyen izleyiciler. Ancak bu grup da bir süre sonra mobbing’e karışıp tacizcinin, zorbanın önüne geçebiliyor. Bunun sonucunda “çete mobbing’i ortaya çıkıyor. Bu nedenle tüm çalışanların ofisteki ortamı ve davranış şekillerini gözden geçirmesi gerekiyor.
“BEN DE MOBBING MAĞDURUYUM”
Mobbing’in tüm sektörlerde görülebileceğini de ifade eden Prof. Dr. Pınar Tınaz, en ağırlıklı sektörün ise eğitim ve sağlık olduğunu belirtiyor. Nedenini de şöyle açıklıyor: “Her iki sektörde de kişilikler ön plana çıkıyor, çalışma ortamında birey olarak var olduğunuzdan dolayı kişilikler çatışabiliyor. Başarınız diğerlerinde kıskançlık duygularını kamçılayabiliyor. Özellikle üniversitelerde mobbing çok yaygın. Hatta itiraf edeyim, arkama dönüp baktığımda kendimin de mobbing mağduru olduğumu gördüm. Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde 20 yıldır çalışıyorum. Göreve başladığımda bazı iktisatçı ve işletmeciler. Psikoloğun burada ne işi var’ dedi. Yani farklı olmanız da mobbinge uğramanız için bir neden. Ben ağır bir mobbing e maruz kalmışım. Farkına vardığımda da hemen savuşturmuşum. Eğer izin verseydim her şey daha farklı olabilirdi.”
Mobbing’in işyerine büyük bir maliyeti olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Tınaz. “Mobbing e uğrayan kişinin gerçekleştirdiği sağlık harcamaları, tazminatlar, aldığı izinler ve dikkatsizlikten dolayı yaşanan iş kayıpları, üretimde doğabilecek hatalar işyeri için büyük bir maliyet oluşturabilir” diyor.
İŞVERENLER DİKKAT! İşyerlerinin kurumsal olarak mobbıng’e izin vermeyen ortamlar yaratmak zorunda olduğuna işaret eden Hülya Gülbahar, “Mobbing, iç yönetmeliklerle kesinlikle yasaklanmalı, bu tür davranışlarla karşılaşıldığında da çalışanların tıpkı bir hekim gibi başvurabileceği mekanizmalar yaratmalı. Böylelikle gizli kalmış mobbing uygulamaları da ortaya çıkacak ve çalışanın yanı sıra şirket de zarar görmekten kurtulacaktır. Çünkü mobbing’in acı sonuçlarından biri de yeteneksiz ve başarısız kişiler işe devam ederken, yetenekli kişilerin işine son verilmesidir” diyor.
Gülbahar’a göre mobbıng’le mücadele konusunda Türkiye çapında bir farkındalığın yaratılması da çok önemli: “Hiç farkında olmadan, bir mobbing çetesine bile dahil olabilir insan Oysa farkındalık artırılınca ilk eylemler başladığında psikolojik taciz de durdurulabilir Yaratacağı psikolojik ve ekonomik zararlar en baştan engellenmiş olur.”
Şimdi ne diyorsunuz? Bir mobbing kurbanı olabilir misiniz? Yoksa bir mobbing’ci ya da bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen bir izleyici?
Mobbing’e uğrayanlar ne yapmalı, ne yapmamalı;
Eğer kendinize mobbing uygulandığından şüpheleniyorsanız, şu hususlara özellikle dikkat etmeniz gerekiyor.
• Size mobbing uygulandığını hissettiğiniz anda öncelikle şuna karar verin: işten ayrılmak mı,
yoksa devam etmek mı daha iyi? İkisi arasında seçim yaptıktan sonra sağlam adımlarla
yolunuza devam edin.
• Yasal hakkınız bile olsa sık sık izin alıp işyerinden uzaklaşmayın. ‘Yokluğumda arkamdan
dolap çevirebilirler’ diye düşünüp varlığınızla ‘Ben buradayım’ı demelisiniz.
• Sessiz kalmaya devam ettikçe mobbing’ın şiddeti de artacaktır. Bu nedenle baskı hisseder
hissetmez, zorbalara gerektiğinde ilgili makamlara başvurup hakkınızı arayacağınızı ima
edin.
• Hedef olunan psikolojik tacizin başkaları tarafından da fark edilmesini sağlayın.
• Amir ve çalışanlardan gelen tüm talimatların yazılı olmasına özen gösterin. İlerleyen
dönemlerde bunları delil olarak kullanabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın.
• Zorba ile yalnız ortamlarda bulunmaktan kaçının. Mümkünse tanıklı ortamda bulunmaya
gayret gösterin.
• İçinize kapanıp bir kenara çekilmeyin.
• işyerinde mücadele edecek durumunuz kalmadıysa, konunun uzmanı bir avukata danışıp
hukuki yollara başvurun.
Kaynak: Prof. Dr. Pınat Tınaz. / Platin
